Sosyal Medya Ve Hastalıkları

Teknoloji bağımlılığının fobisi olarak adlandırılan FOMO, insanlara “Online değilken bir şey kaçırırsam” korkusunu yaşatıyor.

Facebook,Twitter,Instagram,Swarm ve WhatsApp gibi platformlara girmeden duramıyor musunuz? Sanal ortamlarda harcadığınız zamanın giderek artması, aile ve arkadaşlarınızı ihmal etmenize, işinizi aksatmanıza mı neden oluyor? Eğer yeterince sanal ortamda bulunmadığınıza inanıyorsanız, içinizde bir boşluk hissi, karamsarlık, huzursuzluk veya sinirlilik gibi belirtiler oluyor mu?

Son günlerde çok konuşulan ve uykularımızı kaçıran FOMO (Fear of Missing Out) yani ‘gelişmeleri kaçırma korkusu’ nedir?

FOMO, gündemi kaçırma korkusudur. Özellikle ‘nomofobi’ olarak bilinen, bağımlılık derecesinde telefon kullanma durumudur.

Bir çeşit kaygı bozukluğu ve gelişmeleri kaçırma korkusuyla birlikte gereksiz yere pişmanlık duyma davranışı olarak tanımlanan Fear of Missing Out’un (FOMO),sosyal medya kullanımının yaygınlaşmasına bağlı olarak giderek artış göstermekte olduğu bildirilmektedir.

FOMO hastalığı insanların sosyal medyaya olan bağlılığını özetleyen bir ruh halidir. Bu hastalığın başlıca belirtileri, sürekli sayfa yenileme ihtiyacı hissetmek, sosyal medyada online olmadığımız zamanlarda huzursuz hissetmek, paylaşılan bir fikrin veya görselin beğeni almaması sonucunda ortaya çıkan duygusal çöküntü veya sizi ucundan kıyısından dahi ilgilendirmeyen olaylara karşı aşırı sinirlilik olarak gösterilebilir. Arkadaş ortamlarınız bir kenara dursun, aile içerisinde bile minimum seviyede kurulan diyaloglar bile (eğer çok geçerli bir sebebiniz yoksa) sosyal medyaya olan bağımlılığınızı göstergesidir. Bu konuda yapılan araştırmaların sonuçları ise tüm gerçeği gözler önüne seriyor. Yaklaşık 200 bin kişi üzerinde yapılan testler sonucunda, kullanıcıların yüzde 40’ı sürekli sosyal medyada aktif olmayı istedi ve önemli haberleri, durumları vs. kaçırdığını hissederek bu konudaki tedirginliklerini belirtti.

FOMO’nun ne gibi belirtileri var?

Kişi sürekli sosyal medyaya bakma ihtiyacındadır,bir şeyleri kaçırmamaya çalışır. Kaçırma korkusuyla herşeyi baştan gözden geçirir. Genellikle bunun saçma olduğunu bilir, ama kendini yapmaktan alıkoyamaz.

Daha çok 3 tipi vardır:

1-Eksiklik duygusunu giderme amacında olanlar:Bu kişiler eksiklik duygusuna tahammül edemeyen kişilerdir. Her şeyin tam olmasını isterler.Sanki bir şey eksik kalırsa, dünyanın sonu gibi hissederler. O nedenle sürekli kontrol ederler.

2-Stresle başa çıkma ve boş zamanlarını değerlendirme aracı olarak görenler: Bu kişiler genelde durmayı bilmeyen insanlardır. Boş kalamazlar. Boş kaldıkları anda huzursuzluk duyarlar. Bu nedenle hemen sosyal medyaya girerler. Aslında ne yaptıkları o kadar önemli değildiri,önemli olan boş kalmamaktır.

3-Dürtüseller: Bu kişiler düşünmeden hareket ederler. Neden bu davranışı yaptıklarını sorgulamazlar. Israrlı ve nedensiz bir şekilde kontrol ederler. Bunu yaptıktan sonra bir rahatlık hissederler ama amaç rahatlık hissetmek değildir,içlerinden gelen dürtüye hakim olamazlar.

Kimler risk altında?

Daha çok mükemmeliyetçi kişiliklerde görülür. Öte yandan stresle başa çıkma becerileri sınırlı olanlarda daha sıktır. Özellikle hiperaktif ve dürtü kontrolü zayıf kişiler risk grubunu oluşturuyorlar. Bu kişilerin tedavisinde ‘Dur, düşün, hareket et’ paradigmasını kullanılmaktadır.Yani kişi durup ‘Bunu yapmam gerekli mi?’ diye düşünüp en uygun cevabın ne olduğunu bulduktan sonra harekete geçmelidir. Terapilerle, danışanlara ‘Gerekli mi?’ ve ‘Uygun mu?’ sorularının cevaplarını vererek tepki vermelerini sağlanmaktadır.

FOMO, Z kuşağında daha sık görülüyor. Z kuşağı; her şeyi kolay elde etmek istiyor. Özgürlüğe tutkulu olan, hayatın zorluklarını çekmemiş, her şeyi kolay elde etmiş bir kuşak. Sanal âlemi zevk olarak, ilgi alanı olarak seçiyorlar. Ayrıca erkeklerde de bu duruma sık rastlanıyor. Mesleği gereği bilgisayarla vakit geçirmek zorunda olanlar, bilgi işlemciler ve yazılımcılarda daha sık görülüyor.

İnsana ne gibi zararları var?

Şu an sosyal medya bağımlılığı,yalnızca sosyal medya ile sosyalleşen insanların 5-10 yıl içinde daha farklı bir psikiyatrik hastalığa yakalanma ihtimalleri çok yüksek. FOMO, her ne kadar negatif etkileriyle tartışılan bir bozukluk olsa da, bazı insanlar için oldukça motive edici olabiliyor. FOMO’nun kaygı ve stres yaratması ya da motivasyon kaynağı olarak kullanılıp kişisel gelişiminize katkı sağlaması arasında ince bir çizgi var. Bu çizgide kalabilmek için de daima anı yaşamak, başkalarının hayatlarına değil kendi hayatımıza odaklanmak, ve sosyal ağlarda geçirdiğimiz zamanı abartmamak gerekiyor. Yapabildiklerinize odaklanıp bunlarla gurur duymayı bildiğiniz sürece, FOMO’yu hayatınızı olumlu yönde geliştirecek bir araç olarak kullanabilmeniz mümkün.

Tıbbi bir tedavi gerektiriyor mu?

Eğer kişinin yaşamını ve sosyal işlevlerini bozuyorsa gerektirmektedir. Yani bir şeyler kaçırmayayım diye işleri bozuluyorsa, ailesine veya eğitimine zaman ayıramıyorsa, tedavi gerektirir. Kişi tuvalette sosyal medyaya bakabilir. Ama sosyal medyaya bakmak için işten kaçıp tuvalete giriyorsa, bu sorunun başlangıcıdır.

FOMO’dan kurtulma adına neler yapılabilir?

İlk önce kişinin “Ben sosyal ağlar olmadan yaşamımı sürdüremiyorum. Bu durum eskiden böyle değildi. Kendimi kontrol etmeliyim. Bu benim için bir sorun” diyerek durumu kabul edilmesi gerekmektedir. Daha sonraki adımda kullanım süresinin kısıtlanmasını denenmesi gerekmektedir.. Eğer kontrol sağlanamıyorsa, bir süre bu ağlara hiç girmemenin denenmesi gerekecektir. Bu konuda aile, arkadaşlar yardımcı olabilmektedirler.

Gerçek yaşamdaki sosyal aktivitelerin arttırılması,ancak bunları sosyal ağlarda paylaşılmaması iyi olmaktadır.“Bu benim özel hayatım ve herkes nereye gittiğimi ne yediğimizi bilmek zorunda değil” diye düşünmek daha iyi gelecektir.

Sanal dünya kötü değil, ancak burada gerçeklerin yaratılıp oraya takılı kalınması ve yaşamın ertelenmesi önemli bir sorun. “Bu bağımlıktan kendi başıma kurtulmayı denedim, olmuyor” durumunda bir uzmandan yardım almak gerekebilmektedir.