Peter Pan Sendromu: Büyüyememe & Olgunlaşamama

Bu sendrom anladığınız üzere adını edebiyatın maceraperest, büyümeyi reddeden, hep çocuk kalmak isteyen kahramanı Peter Pan’den almaktadır.

Peter Pan gençliğin özünü simgeler.Aynı zamanda neşesini ve yenilmez ruhunu da bizlere anımsatır. Peter, korsan bayrağını ele geçirir ve Tinkerbell’le oynarken hepimizin içindeki çocuğu uyandırır. Ona doğru çekiliriz çünkü o harikadır ve bize ebedi bir oyun arkadaşının elini sunar. Peter Pan’ın yüreğimize dokunmasına izin verdiğimiz zaman, ruhumuz adeta gençlik çeşmesinden beslenir.

Peter Pan Sendromu/Kompleksi’nin genellikle yaşları 25-40 arasında değişen erkekler arasında yeni bir fenomen olarak ortaya çıktığı tespit edilmektedir.Yetişkinliğin getirdiği sorumlulukları reddeden ve hayatını çocukluğunun dertsiz tasasız yıllarındaki gibi sürdürmeyi seçen bu çocuk erkekler bu sendroma yakalanmaya adaydırlar.

Bu yapıdaki erkekler yirmilerinden önceki ve sonraki birkaç yıl boyunca düşüncesiz bir yaşam tarzına dalarlar. Narsisizm onları kendi içlerine kilitlerken, gerçek olmayan bir ego durumu (kendini beğenmişlik) da, hayallerinin söylediği her şeyi yapabileceklerine ve yapmaları gerektiğine onları ikna eder. “İstiyorum “un yerini ‘’Yapmalıyım’’ almıştır. Kendilerini kabul etmelerinin tek yolu, diğer insanların onları kabul etmelerini sağlamaktır. Huysuzluk nöbetleri, erkeksi atılganlık maskesi altına gizlenir. Sevgiyi kanıksarlar onu nasıl geri vereceklerini hiç öğrenemezler. Yetişkin oldukları izlenimini vermeye çalışırlar, ama aslında şımarık çocuklar gibi davranırlar.

Peter Pan’ın kurgusal anlatımının yakından incelenmesi, gençlik ve ergenlik kaprislerini simgeleyen öğretici bir süreç olmakla kalmayıp , günümüz evlilik terapisi ile ilgilenenlere bir gerçeğe yeni bir gözle bakma olanağı da tanıyor. Anne babaları ve onları seven diğer insanlar farkında olmasalar da pek çok çocuk ve genç günümüzde bilinçsizce Peter Pan’ın yolundan gidiyor.

Bu Kişiyi Tanıyor Musunuz ?

– Bir özel günde sizi ihmal eder, ama diğer insanları, özellikle de kadınları etkilemek için elinden geleni yapar.
– ”Özür dilerim” demek onun için neredeyse olanaksızdır.
– Sizin gereksinimlerinizi çok az düşünür, o hazır olduğu zaman sevişmek ister.
– Arkadaşlarına yardım etmek için her şeyi yapar ama sizin istediğiniz küçücük şeyleri yapmaz.
– Sizinle, sorunlarınızla ve duygularınızla ancak kayıtsızlığından şikayet ettiğiniz zaman ilgilenir.
– Duygularını ifade etmek ona son derece zor gelir.
– Alkol sorunu vardır, içince kişiliği değişiyor gibi görünür.
– Şovenist tavırlar sergiler: “Karımın evi ihmal etmediği sürece çalışmasını isterim.”
– Arkadaşlarıyla hiçbir eğlenceyi kaçırmaması gerektiğini düşünür.

Bu çocuk adam, ciddi bir rahatsızlığın kurbanıdır. Yardımcı olunmazsa, yaşamı yavaş yavaş tatsızlaşacaktır. O ne akıl hastasıdır, ne de toplumda işlevlerini yerine getirmekten acizdir. Ama o çok üzgündür içten içe. Üzüntüsünü, neşenin ve oyuncu bir eğlencenin arkasına saklamak için çok çaba harcar. Hileleri çoğu durumda yarar, en azından birkaç yıllığına. Hiç olgunlaşmaması, sonunda onu seven insanın, sevgilisinin veya eşinin kaçınılmaz son olarak gördüğümüz , şevkini kırar hale gelir.

Peter Pan Sendromu yaşayan erkeklerin, bu durumu değiştirmek için ciddi bir yüzleşme ve kendini geliştirme çalışması yapması gerekmektedir. Bu erkeklerle ilişkideki kadınların da çocuksu erkeklerin yarattığı sorunların üzerine akılcı biçimde gitmeleri, onları da sorumluluk almaya ve bilinçli çözümler geliştirmeye yönlendirmeleri gereklidir. Bu kadınların annelik rolünü oynamaktan vazgeçmeleri, erkeğin çocuk rolünden çıkmasına katkıda bulunacağı aşikardır.